
(Bir desimetre aşağıda Atv'nin açık olduğu bir televizyon resmi var, hayır ben çekmedim o resmi. Bu vesileyle 5. sınıftan sonra ilk kez ''desimetre'' sözcüğünü kullanmış oldum. Fakat eller alışık olmadığından ilkinde ''desmietre'', ikincide ''demisetre'' gibi gubidik harf toplulukları ortaya çıktı. Neyse elim alışsın biraz. Desmietre, desimetre, desimetre, desimetre... Bu gereksiz cümleleri kurma nedenim, aşağıdaki resmin gerçekten tam bir desimetre aşağı gelmesini sağlamaktı. Meraklısına not, yukarıdaki satırdaki ''desimetre'' kelimesi yine ''demisetre'' olarak döküldü bilgisayar ekranına fakat bu, kasıtlı yapılmış zorlama bir hata olarak görülebileceğinden düzeltmeyi uygun buldum. Evet sonunda aşağıdaki resim tam bir desmietre aşağıya geldi sayılır. [Bunu ölçen olursa, yazık. Bir daha okumasın bu blogu.] Evet bu sefer bilerek yanlış yazdım ama doğru yazmaya çalışsaydım da belki bu şekilde yazardım. Haydi herkes denesin ''desimetre'' yazmayı. Yazılmıyor, cidden. Hatta iyice kafası karışıyor insanın, her şeyi yanlış yazmaya başladım ben. Bu blog'un takipçileri varsa eğer, sanırım bu gerizekalı pagarraftan sonra kararlarını yedinen gödzen geçirceeklerdir. Halbuki ne güzel başlamıştık yazıya yahu, tüh. Olsun, ben ''desimetre''yi hatırladım ya, o bana yeter. Neden öğretmişlerdi bize bu kelimeyi acaba? Şu hayatın içinde desimetre diye bir şey olsa ne olur, olmasa ne olur? Boyu sorulduğunda desimetre cinsinden cevap veren adam var mıdır mesela? Veya ''Hakem barajı 9 metre 1,5 desimetre uzaklığa çekti'' diyen spiker duydunuz mu hiç? Ulan aklıma geldikçe yazdım ama bir desimetreyi de geçtik bak, yazık oldu. İleride bu yazıya bakıp utanç duymamak dileğiyle, ''yazıyı yayınla''ya bastım gitti.)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder