27 Mart 2008 Perşembe

Gerizekalı Reklam Sloganları #1


Atv

Atv, ilk çıktığı zamanlarda kullandığı ‘’Atv seyredeceksiniz’’ sloganını artık sözsüz bir şekilde, sadece müziğiyle kullanıyor. Bu slogan belki o günkü rekabet şartlarında, yani rakibin pek fazla olmadığı günlerde Atv’ye başarıyı getirmiş olabilir. Fakat bugün bu sloganla halkın karşısına çıkacak bir televizyon kanalının herhalde izlenmemesi gerekir. Sadece reklamlara değil, medyayla ilişkili her alana baktığımızda halk zaten sadece bir bütün olarak ele alındığında değerli. Yani A kişisi tek başına hiçbir şey ifade etmezken, misal bir televizyon kanalının kapısından içeri girmek istese giremeyecekken, bir televizyon programına telefonla bağlanan ve halkı temsil eden bir vatandaş olduğunda, 'A Bey' olmakta. Programa bağlanmasına da gerek yok, televizyon programında sunucu ‘’Değerli Türk halkı’’ derken o kendisini ‘A Bey’ olarak hissediyor zaten. Yani buradan hareketle diyebilirim ki, televizyon izleyen geniş kitlenin herhangi bir üyesi olan A Bey, değerli olduğunu sadece bir bütün olan halkın bir parçasıyken hissedebilmekte. Bütün bunlara kendisi farkında olmadan maruz kalsa da, emir kipindeki ‘’Atv seyredeceksiniz’’ sloganı işte bu nedenle A Bey’in hoşuna gitmeyecektir. Çünkü o halktır. ‘’Değerli Türk halkı’’dır. Yalandan da olsa, o yalanın farkında değildir.

Bu slogan, doksanlı yılların başında mevcut olan şartlara göre kullanıldı, kabul. Ama Atv eğer bu sloganın bugünkü şartlarda hatalı olacağını düşünseydi sözsüz de olsa hâlâ bu sloganın cıngılını kullanmazdı. Nitekim, ben o melodiyi duyduğumda hâlâ beynimde ‘’Atv seyredeceksiniz’’ cümlesi yankılanıyor. Seyretmiyorum.

(Bir desimetre aşağıda Atv'nin açık olduğu bir televizyon resmi var, hayır ben çekmedim o resmi. Bu vesileyle 5. sınıftan sonra ilk kez ''desimetre'' sözcüğünü kullanmış oldum. Fakat eller alışık olmadığından ilkinde ''desmietre'', ikincide ''demisetre'' gibi gubidik harf toplulukları ortaya çıktı. Neyse elim alışsın biraz. Desmietre, desimetre, desimetre, desimetre... Bu gereksiz cümleleri kurma nedenim, aşağıdaki resmin gerçekten tam bir desimetre aşağı gelmesini sağlamaktı. Meraklısına not, yukarıdaki satırdaki ''desimetre'' kelimesi yine ''demisetre'' olarak döküldü bilgisayar ekranına fakat bu, kasıtlı yapılmış zorlama bir hata olarak görülebileceğinden düzeltmeyi uygun buldum. Evet sonunda aşağıdaki resim tam bir desmietre aşağıya geldi sayılır. [Bunu ölçen olursa, yazık. Bir daha okumasın bu blogu.] Evet bu sefer bilerek yanlış yazdım ama doğru yazmaya çalışsaydım da belki bu şekilde yazardım. Haydi herkes denesin ''desimetre'' yazmayı. Yazılmıyor, cidden. Hatta iyice kafası karışıyor insanın, her şeyi yanlış yazmaya başladım ben. Bu blog'un takipçileri varsa eğer, sanırım bu gerizekalı pagarraftan sonra kararlarını yedinen gödzen geçirceeklerdir. Halbuki ne güzel başlamıştık yazıya yahu, tüh. Olsun, ben ''desimetre''yi hatırladım ya, o bana yeter. Neden öğretmişlerdi bize bu kelimeyi acaba? Şu hayatın içinde desimetre diye bir şey olsa ne olur, olmasa ne olur? Boyu sorulduğunda desimetre cinsinden cevap veren adam var mıdır mesela? Veya ''Hakem barajı 9 metre 1,5 desimetre uzaklığa çekti'' diyen spiker duydunuz mu hiç? Ulan aklıma geldikçe yazdım ama bir desimetreyi de geçtik bak, yazık oldu. İleride bu yazıya bakıp utanç duymamak dileğiyle, ''yazıyı yayınla''ya bastım gitti.)

Hiç yorum yok: