
"Nefret ettiklerim" listesine dün gece bir yeni isim eklendi. Çok uykulu bir hâlde geçtim televizyon karşısına, bu haysiyetsizin söylediklerini duyunca uykum kaçtı. Biliyorum birbirine zıt düşüncelerdeki adamları biz sinirlenelim diye oraya koyup, para kazanmak için tartıştırdıklarını, ama bu kadarına yine de sinirleniyorum. Defalarca zıt fikirlere olan tahammülsüzlüğü eleştirdim burada, üstelik öncelikli eleştirdiklerim kendimi düşünce itibariyle daha yakın hissettiklerimdi. Dünkü ise bambaşka bir şeydi, tahammül edilir gibi değildi. Dün 32. Gün programında saçma sapan konuşan bu resimdeki adam değil, paraydı. Yaşadığı rahat ortamı sağlayanların sesiydi Salim Uslu'nun ağzından çıkan, onların sözleriydi. Satılmışlığıydı gözümüzün önüne serdiği, fikirleri değildi.
Niye bu kadar kızıyorum? Çünkü bu adam sendika başkanı. Şu söylediklerini AKP milletvekili olarak söylesin, ciddiye almam geçerim ama bu adamın sıfatı "sendika başkanı". Sarı sendikaymış, hükûmet yavşağıymış önemli değil. Bu adam işçiyi temsil ediyor, işverene "adamın öyle diyor" deme hakkı veriyor. Üstelik binlerce işçiyi kandırarak kendi yanına çekiyor, gerçek sendikaların gelişimine sekte vurmuş oluyor. Bu da bir devlet politikası elbette, yoksa işverenden memnun olan işçi neden örgütlenme ihtiyacı duysun ki, şirketidir zaten onun sendikası.
Dün gece bu haysiyet yoksunu herifin neler söylediği önemli değil, satılık fikirlerle burayı kirletmeyeceğim. Söylemek istediğim, şu herif adam yerine koyuluyor bu ülkede. Hiçbir işe yaraması mümkün değil ama tek vasfı, kendini satmasıyla rahatça yaşıyor bu ülkede. Ne geçim derdi var, ne de gelecek endişesi. Kendini sağlama almış, en güzel arabalara binip en güzel evlerde oturduğuna kalıbımı basarım. Ne yapıyor? Hiç! Sadece yukarıdan kendisine söyleneni. Yüzüne bakınca anlaşılmıyor mu böyle insanlar, yoksa ben tesadüfen mi anlıyorum her defasında?
Niye bu kadar kızıyorum? Çünkü bu adam sendika başkanı. Şu söylediklerini AKP milletvekili olarak söylesin, ciddiye almam geçerim ama bu adamın sıfatı "sendika başkanı". Sarı sendikaymış, hükûmet yavşağıymış önemli değil. Bu adam işçiyi temsil ediyor, işverene "adamın öyle diyor" deme hakkı veriyor. Üstelik binlerce işçiyi kandırarak kendi yanına çekiyor, gerçek sendikaların gelişimine sekte vurmuş oluyor. Bu da bir devlet politikası elbette, yoksa işverenden memnun olan işçi neden örgütlenme ihtiyacı duysun ki, şirketidir zaten onun sendikası.
Dün gece bu haysiyet yoksunu herifin neler söylediği önemli değil, satılık fikirlerle burayı kirletmeyeceğim. Söylemek istediğim, şu herif adam yerine koyuluyor bu ülkede. Hiçbir işe yaraması mümkün değil ama tek vasfı, kendini satmasıyla rahatça yaşıyor bu ülkede. Ne geçim derdi var, ne de gelecek endişesi. Kendini sağlama almış, en güzel arabalara binip en güzel evlerde oturduğuna kalıbımı basarım. Ne yapıyor? Hiç! Sadece yukarıdan kendisine söyleneni. Yüzüne bakınca anlaşılmıyor mu böyle insanlar, yoksa ben tesadüfen mi anlıyorum her defasında?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder